ANADOLUHİSARI
En eski Türk mahallesi...
ANTAKYA
Zaman ve mekanın ötesinde Sırların kenti...
ADANA
Torosların yeşilinden Akdeniz!in mavisine...
MERSİN
Korkusuz kralların şehri...
KONYA
Gönüller diyarı Mevlana Şehri...
ALTINÖZÜ
Zenginlikler arasında Hatay'ın şirin bir ilçesi...
KIRIKHAN
Amik Ovası'nın "HANLAR ŞEHRİ"...
VAKIFLI
Anadolu'nun son Ermeni köyü...
REYHANLI
Türkiye'nin güney kapısı Sınırkent...
SAFRANBOLU
Dünya mirası evler...
YAYLADAĞI
Çam ağaçlarının gölgesinde...
KARABURUN
İzmir'de saklı bir cennet...
İSKENDERUN
İpekyolu'nun limanlar şehri...
AKÇAKOCA
Karadeniz'in incisi...
ARSUZ
Bir Akdeniz Tablosu...
HARBİYE
Daphne'nin gözyaşları...
PİRAZİZ
Giresun2un yaylalar diyarı...
KASTAMONU
Konaklar Şehri...
SOĞUKOLUK
Akdeniz'de bir Güzelyayla...
DÖRTYOL
Bütün yolların Roma'ya çıktığı söylenir...
KAPADOKYA
Bir masal diyarı...
SAMANDAĞ
Doğu Akdeniz'in Asi Coğrafyası...
KULA
Ege'de bir Anıtkent...
BÜYÜKADA
Beyaz Köşklerin Soylu Adası...
FETHİYE
Akdeniz'in Güneş Kenti...
BODRUM
Halikarnas...
TURUNÇ
Güney Ege'nin Parlayan Yıldızı...
Türkiye'nin güney kapısı Sınırkent
REYHANLI

Reyhanlı, Türkiye’nin Suriye'ye açılan en güney ilçesi. Suriye ile sınırımızı çizen ve ülkenin en büyük ikinci sınır kapısı Cilvegözü’ne sahip olan Reyhanlı, geçmişte olduğu gibi bugün de medeniyetlerin geçişine tanıklık ediyor. Türkiye'nin Ortadoğu'ya açılan en önemli noktası olan bu bölge, konumu ve turizm potansiyeli açısından önemini koruyor.

Antakya'ya 45 km uzaklıktaki Reyhanlı, bereketli topraklar üzerine kurulmuş. Akarsuları, gölleri, doğal yeşil alanları ile huzurlu ve sakin bir kent görünümünde. Tarih öncesi dönemlerde ilk yerleşimler bu bölgede gerçekleşmiş. Yontma Taş Devri’nde Reyhanlı’da başlayan yerleşimlerin izlerini Amik Ovası'nda bulunan 178 höyük de görebilirsiniz. Bu höyüklerin birçoğu bugün açılmayı ve keşfedilmeyi bekliyor. Tell al Terzi, Tell Tayinat, Tulul Tayinat höyükleri bu höyüklerden sadece birkaçı. Bazıları bir toprak kümesi gibi görünüyor ve dışarıdan bakınca zor farkediliyor. Hatta kimisi tarla ve fabrika alanları ile içiçe...

Tarih Reyhanlı'nın her köşesine sinmiş gibi. Kimler geçmemiş ki bu topraklardan: Hititliler, Asurlular, Persler, Büyük İskender, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar... Geleneksel Reyhanlı evleri kesme taşlardan yapılmış. Tek ya da iki katlı olan bu binaların arkaya bakan bahçelerinde çeşit çeşit meyve ağaçları bulunuyor. Evlerin taş duvarları nakış gibi işlenmiş. Her bir taşın üzerindeki figürler döneminlerini anlatıyor. Eski yapıların olduğu sokaklardan birini gezerken bir bahçe duvarının dibine öylesine yerleştirilmiş bir taş üzerindeki işlemelerle döneminin-muhtemelen Selçuklulara ait-tarihi yapılarından güzel bir kesit sunuyor. Reyhanlı'da geçmişin haşmetini toprak bile örtemiyor.

TARİHİN ve DOĞANIN SINIRINDA REYHANLI

Reyhanlı'daki tarihi eserler bu kadarla sınırlı değil. Bayır Mahallesi'ndeki kaya mezarları, Yenişehir civarındaki İmma Kalesi, Pınarbaşı Mahallesi'ndeki Artah Kalesi kalıntıları görülebilecek yerlerden bazıları. Bir de Suriye ile Türkiye arasındaki tampon bölgede kalan ve bu nedenle ziyaret edilemeyen Kızlar Sarayı, rahibeler manastırı ve ek bina kalıntıları bulunuyor. Kızlar Sarayı, Suriye ile tampon bölgede olduğu için özel izinle girilebiliyor ancak. Daha yakın zamanlı kalıntılar arasında ise Yenişehir Gölü karşısındaki Osmanlı döneminden kalma değirmen ve su yolları bulunuyor. Değirmenin kesme taştan oluşan dış cephesi hala ayakta. Değirmenin çarkını döndüren suyun yatağı çatlamış taşlarıyla eski günlerini arıyor. Değirmenin çarkı da metruk binanın bir köşesine atılmış. Değirmen, etrafını saran evler arasında sessizce bekliyor. Değirmenin yakınından akan derede kazlar, tavuklar, hindiler dolaşıyor. Hemen yakınındaki iki katlı evdeki koyun sürüsü dikkatimizi çekiyor.


GÖÇLE ARTAN NÜFUS VE TRAFİK

Reyhanlı aslında bir tarım ilçesi. 310 bin dekarlık ekili arazinin 200 bin dekarı sulanabiliyor. Bu bölgedeki en önemli su kaynağı Asi ve Afrin Nehri'dir. Ayrıca bölgedeki onlarca çay ve derenin sulamada büyük payı var

Yenişehir Gölü'nün hemen kenarında Yenişehir Cami bulunuyor. Tek katlı ve oldukça sade olan bu cami 1317 yılında yapılmış. Mütevazi bir yapı olan cami, cemaatin önemli buluşma noktalarından. Caminin çevresi tek ya da iki katlı binalarla kuşatılmış.

1939 yılında ilçe olan Reyhanlı, göç alan bir kent. Yoğun bir ekonomik hayatın hüküm sürdüğü Reyhanlı'nın toplam yüzölçümü 403 kilometre olmasına karşın; nüfusu 87 bin 174'e yükselmiş. Reyhanlı sadece ülke içinde değil, dış ticarette de olanaklarını zorlayan bir ilçe.

Reyhanlı bir sınır kapısına sahip olduğu için yolları ve caddelerin büyüklüğü dikkatimizi çekiyor. İlçe merkezinde yoğun bir trafik göze çarpıyor. Bir de Türkiye'nin ikinci en büyük sınır kapısı olan Cilvegözü yönünde bu yoğun trafiği görüyoruz. Modernizasyon çalışmalarına başlanan Cilvegözü'nde yılda ortalama 350 bin araç ve 1 milyon yolcu geçiş yapıyor.

Gümrük kapısının ülke ekonomisine katkısı da 100 milyon dolara yaklaşıyor. Gerek Ortadoğu ile yapılan ticarette gerekse ulaşımda burası önemli bir yer. Gümrük kapısının önünde kilometrelerce uzayan kuyruktaki yolcuların ve şoförlerin telaşsız sakin bekleyişleri bizi şaşırtıyor.

SULTAN GELİN’İN EVİNİ GÖRDÜK!

Reyhanlı'da Türk sinemasının sultanı Türkan Şoray'ın başrolünü oynadığı Sultan Gelin filminin de çekildiği evi görme fırsatı bulduk. Aşan Ailesi'nin sahip olduğu 2 katlı toprak ev, film için mekan olarak seçilmiş. Türkan Şoray çekimler sırasında Aşan ailesinin kadınlarıyla birlikte tandırda ekmek bile pişirmiş. 1973 yılında film çekilirken burası köy ağasının evi olarak sunulmuştu. Ünlü yönetmen Halit Refiğ'in yönettiği film Anadolu'nun yaygın bir geleneğinin traji komik yanlarını ve harcanan hayatlarını anlatıyor. Filmin çekildiği dönem için büyük ve güzel bir yapı olan bu evin çevresi eskiden yemyeşil bir alanmış. Bugün ise iki katlı toprak ev kullanılamayacak durumda. Zamanla odalar yıkılarak yerine binalar yapılmış Şimdi ise bu binaların kuşattığı bir alanın tam ortasında kalmış. Reyhanlı aynı zamanda doğal sağlık kaynağı kaplıcalara da çok yakın. Reyhanlı-Antakya yolu üzerinde Kumlu'da bulunan otel Hamamat kaplıcaları, çeşitli cilt ve romatizmal hastalıklara şifa oluyor.

YAPAY BİR GÖL AMA DOĞA İLE İÇİÇE!

Gümrük kapısına doğru giden tır şoförleri ilçe merkezine genellikle ihtiyaçları olan malzemeleri almak için giriyorlar. İlçe merkezinde yollarını kuşatan ağaçlar ise sizin hemen sınırın ucunda olduğunuzu, biraz ötenizdeki sınırı çizen dikenli telleri unutturuyor.

Reyhanlı Belediyesi’nin çalışmalarıyla ilçe yeşil ve temiz bir çevrede olduğunuzu hissettiriyor. Reyhanlı'daki bu yeşillik, Yenişehir Gölü ile daha farklı bir güzelliğe bürünüyor. Çevre düzenlemesi ile göl güzel bir piknik alanı haline getirilmiş. Etrafında çeşitli restaurantların bulunduğu bu alanda göl manzarası karşısında siz de farklı lezzetleri keşfedebilirsiniz.

Gölün üzerine Boğaziçi Köprüsü'nün küçük bir modeli bile yapılmış. İstanbul Boğazı ne kadar sarhoş edici güzelliğe sahipse Yenişehir Gölü'de o kadar huzur verici. Yapay bir göl bu kadar yapaylıktan uzak durabilir herhalde. Gölün oluşumuyla ilgili bir efsane bile var. Rivayet olur ki; Yenişehir Gölü'nün olduğu yerde eskiden bir köy varmış. Bir kadın ekmek pişirirken, yaşlı bir adam ekmek ister. Kadın vermeyince, yaşlı adam asasını yere vurur ve yerden çıkan sular köyü yutar ve göl olur. Yenişehir Gölü, Hatay'ın kızgın güneşinden kaçmak için en güzel mekanlardan biri. Üstelik buraya özgü lezzetleri tadabileceğiniz birçok restaurantları unutmamak lazım.



TUZDA TAVUĞU MUTLAKA DENEMELİSİNİZ!

Reyhanlı çok ünlü bir lezzette de sahip: Tuzda Tavuk. Bu yemek sadece burada, 44 yıl önce kurulan Özberk Dinlenme Tesisleri'nde yapılıyor. Yenişehir Gölü'nün muhteşem manzarasına sahip restaurant tuzda tavuğun patentini de almış. Dolayısıyla bu lezzeti bu isimle başka yerde yiyemezsiniz. Ateşe temas etmeden pişen bu tavuğun hazırlanışını yerinde izledik.

Tavuk öncelikle salça, toz biber ile soslanıyor. Tavuk metal bir kaba yerleştirildikten sonra üzeri 6 kilo kaya tuzu ile kaplanıyor. Tavuğun tümü tuzla kaplandıktan sonra dış tarafı su ile ıslatılıp sıvanıyor. Bu aşamadan sonra odun ateşindeki taş fırına konuyor. Bir buçuk saatlik bir pişirimden sonra dışı sert bir beyaz kabuk şeklini alan tuzda tavuk servise hazırlanıyor.

T
uzda tavuğu yemenin en güzel yanı da servisi yapılırken yaşanan serenomidir. İlk önce tuzla kaplanmış tavuk büyük bir tepsinin içine konuyor. Tepsiyi bir de tokmak ile masanıza getiriyorlar. Taş fırındaki ısının etkisiyle kristalleşmiş tuzlu tavuğun üzerine ispirto dökülüyor ve tutuşturuluyor. Alev alan tavuğa şaşkınlıkla bakarken tepsideki tokmağı elinize tutuşturuyorlar. Ve bir mani eşliğinde tavuğu kaplayan tuz kalıbını kırıyorsunuz. Bu mani olmadan tuzda tavuğu tatmaya kalkmayın. Tesisin sahibi Mustafa Özberk bizlere tuzda tavuğun o meşhur manisini söyledi:

Ezme ile büzme ile
Bunu bulamazsın gezme ile
Altın saplı tokmak ile
Hanımefendi kırsın tuzlarımı
Gülüm alır göle kaçarım göle
Başında masa açarım.
Suyun bulamazsan ayran içerim
Gülüm yemin ettim
Seni tuzda tavuk ile beslerim
Reyhanlı'nın bayırına
At bağlarlar çayırına
Gülüm anan baban hayırına
Şu tavuğu kır da yiyelim artık

Tuzla kaplı tavuk ateşe temas etmeden piştiği için, tuz tavuğun bütün yağını emiyor. Böylece tavuğun sadece derisi tuzlu oluyor ve tavuğa ayrı bir lezzet katıyor. Ayrıca damak tadınıza göre tuz da katabilirsiniz. Tuzda tavuğun yanında firik pilavını da sakın unutmayın.



Özberk Dinlenme Tesisleri: 0326- 413 11 65
Reyhanlı Belediyesi: 0326- 413 10 10
iiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiCopyright © Has Seyahat Dergisi / HAS Turizm 2007 - Bütün Hakları Saklıdır.