ANADOLUHİSARI
En eski Türk mahallesi...
ANTAKYA
Zaman ve mekanın ötesinde Sırların kenti...
ADANA
Torosların yeşilinden Akdeniz!in mavisine...
MERSİN
Korkusuz kralların şehri...
KONYA
Gönüller diyarı Mevlana Şehri...
ALTINÖZÜ
Zenginlikler arasında Hatay'ın şirin bir ilçesi...
KIRIKHAN
Amik Ovası'nın "HANLAR ŞEHRİ"...
VAKIFLI
Anadolu'nun son Ermeni köyü...
REYHANLI
Türkiye'nin güney kapısı Sınırkent...
SAFRANBOLU
Dünya mirası evler...
YAYLADAĞI
Çam ağaçlarının gölgesinde...
KARABURUN
İzmir'de saklı bir cennet...
İSKENDERUN
İpekyolu'nun limanlar şehri...
AKÇAKOCA
Karadeniz'in incisi...
ARSUZ
Bir Akdeniz Tablosu...
HARBİYE
Daphne'nin gözyaşları...
PİRAZİZ
Giresun2un yaylalar diyarı...
KASTAMONU
Konaklar Şehri...
SOĞUKOLUK
Akdeniz'de bir Güzelyayla...
DÖRTYOL
Bütün yolların Roma'ya çıktığı söylenir...
KAPADOKYA
Bir masal diyarı...
SAMANDAĞ
Doğu Akdeniz'in Asi Coğrafyası...
KULA
Ege'de bir Anıtkent...

Akdeniz bölgesinin pek fazla bilinmeyen turizm hazinelerinden Adana, Toroslar’da yaylaları, kıyılarında mavi denizi ve tarihi ören yerleri ile bir çekim merkezi

Geleneksel bir Anadolu kenti olarak bilinen, pamuğu ve kebabı ile ünlü Adana, aslında bir çok bilinmeyen hazineye sahip. Akdeniz’in palmiyesinden Toroslar’ın çamlarına, mavi ile yeşilin buluştuğu eşsiz bir doğa harikası Adana...
Türkiye’nin dördüncü büyük kenti Adana, Akdeniz’e uzanan Toroslar’ın son düzlüğüdür. Seyhan ve Ceyhan nehirleriyle Mezopotamya gibi bir kültür oluşturan Adana, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış. Güneşin, doğa sporlarının, ören yerlerinin ve tarihin tadını çıkarmak istiyorsanız, Adana size göre bir gezi yeri...

Adana deyince ilk önce aklımıza Çukurova gelir. Yaşar Kemal romanlarında, pamuk tarlaları olarak çıkar karşımıza. Emeğin ve pamuğun bir ovası. Geniş bir alana yayılmış bir kent olarak karşımıza çıkıyor. Şehir Seyhan ile Ceyhan nehirlerinin arasında palmiyeler ve makilerle donatılmış. Gülek Geçidi’ne kadar Torosların çamları yol boyu eşlik eder size. Akdeniz’e indiğinizde nemli ve sıcak havasıyla Adana karşınıza çıkar. Birleşmeden ve uzaklaşmadan paralel giden iki nehrin hikayesi, size tarih boyunca önemli uygarlıkların birlikteliğini anlatır aynı zamanda. Seyhan nehri ne kadar durgun ve yavaşsa, Ceyhan bir o kadar coşkun akıyor. Seyhan’ı taş köprüler, Ceyhan’ı ise demir köprüler kelepçelemiş.

Seyhan, Adana’nın merkez ilçelerinden biridir. Seyhan ilçesi bir çok müze ve tarihi yapının bulunduğu bir bölgedir.
Tarihi Taş Köprü öncelikle görülmesi gereken yapılardan. Romalılar döneminden kalan ve bugün hala trafiğin üzerinden aktığı taş köprü 4.yüzyılda yapılmış. 21 gözlü olan köprünün bugün 7 gözü toprak altında bulunuyor.Köprünün mimari olan Auxentos, bu köprünün aynısını bir de Roma’da yapmış. Yani Roma ve Adana taşköprüleriyle birbirine bağlı. Adana’daki taş köprüden geçerken kendinizi Roma’da da hissedebilirsiniz. Seyhan nehri boyunca uzanan yeşil alanlar ve parklar görülüyor.

Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ve renklendirilen bu alanlar sizi yeşilin tonlarıyla buluşturuyor. Nehir boyunca parklar, ağaçlar, çiçekler ve Çukurova Üniversitesi’nin yukarısında Seyhan Baraj Gölü. Ortadoğu’nun en büyük camii olma özelliği taşıyan Adana Merkez Sabancı Camii, Seyhan nehrinin kıyısında beyaz bir kale gibi yükseliyor. 65 bin metrekarelik alana inşa edilen bu cami, mimari olarak Sultanahmet ve Süleymaniye Camiilerine benzemektedir. Cami, büyüklüğü kadar süslemeleri ile de göz kamaştırıyor. 18 bin 500 kişinin aynı anda ibadet etmesine olanak sağlayan caminin minaresine çıktığımızda tüm ovayı görebiliyoruz. Özel izinle çıkılan bu minareden bakınca,Seyhan'ı tüm çıplaklığıyla görebilirsiniz.

TEPEBAĞ EVLERİ, ESKİ ADANA

Seyhan nehrine bakan tarihi evlere Tepebağ Evleri deniyor. Tepebağ adlı höyüğün çevresinde yapılmış olan bu evler, geleneksel Akdeniz mimarisi özelliklerini taşıyor. Çoğu yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olmasına karşın, bazı binaların koruma altına alındığına ve restorasyon çalışmalarının yapıldığına tanık oluyoruz. Bu evlerin saçakları geniş, cepheleri çıkmalı ve cumbalı, pencereleri ise dikdörtgen ve panjurlu. Kapılar ise genellikle işlemeli kemerlidir. Ara sokaklarda gezerken karşınıza, terk edilmiş evlerin yanı sıra, çatıları yıkılmış evlerin hüzünleri çöküyor. Buraya yakın olarak ünlü St. Paul İtalyan Katolik Kilisesi bulunuyor. Çatısında bulunan 2.5 metre büyüklüğündeki Meryem Ana heykeli nedeniyle Bebekli Kilise de deniyor.

Adanalılar'ın tarih sevgisi:
ATATÜRK KÜLTÜR MÜZESİ

Adanalılar Kurtuluş Savaşı ve işgal yıllarını unutmuyor. Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi bugün ziyaretçilere o dönemin ruhunu yansıtıyor. Bir odada Kurtuluş Savaşı’na katılan Kuva-i Milliyecileri fotoğraflarıyla görürken, diğer odada Atatürk’ün çalışma masası ve evrakları göze ilişiyor. Atatürk, eşi Latife Hanım’la birlikte 15 Mart 1923'te Tepebağ'daki bu evde misafir olmuştu. 19. yy.'da yapılmış olan kagir yapı, 1981'de müze olarak halkın ziyaretine açıldı.

BÜYÜK SAAT KULESİ

Şehrin merkezinde Ali Münif Caddesi üzerinde bulunan Büyüksaat Kulesi de aracınızla yoldan geçerken dikkatinizi çekecektir. 1882 yılında yapılmış olan saat kulesi, kesme taşlardan yapılmış. Saat kulesinin iki yanında eski yapılardan oluşan dükkanlar bulunuyor. Kimisi halı-kilim atölyesinde ürettiklerini satıyor, kimisi de metal-kumaş ürünü sergiliyor.

Hititlerle Romalılar'ın buluştuğu yer:
ARKEOLOJİ MÜZESİ

Seyhan Caddesi üzerinde Adana Arkeoloji Müzesi iki katlı taş bir yapı. Adana ve Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde; Çukurova, Kahramanmaraş, Gaziantep, Mersin Yumuktepe, Tarsus Gözlükule ve Misis’deki kazılarda bulunmuş birçok arkeolojik eser burada sergileniyor. Bazı eserler, özellikle mezar taşları ve yontular müze bahçesinde sergileniyor. Müze girişinde Hitit dönemi kapı arslanı, lahitler, heykeller, yazıtlar ve sunaklar bulunuyor. Heykelcikler, sikkeler, mühürler, çanak-çömlek gibi eserler ise Kronolojik Eserler Salonu, Bölgesel Eserler Salonu, Sikke Mühür ve Mücevher Salonlarında gezilebilir. Giriş katında sizi Hitit Tanrısı Tarhunda aslanların, çektiği arabasıyla karşılarken, ikinci katta sizi bronz bir heykel selamlar. Bu heykel, milattan önce 2. yüzyıla ait bir Romalı senatöre ait ve 1984 yılında Karataş yakınlarında su altında bulunmuş. Giriş kat taş eserlere ayrılmış. Burada Troya savaşını betimleyen Akhiluus Lahiti bunuyor.

Antik dönem eserlerinin yanı sıra Türk-İslam medeniyetinin eserlerini görmek için Adana Etnografya Müzesi’ni gezebilirsiniz. Bu bina aslında eski bir kilise. Kuruköprü mevkiindeki 1845 yılında yapılmış ve terk edilmiş kilise binası 1924 yılından sonra müzeye dönüştürülmüş. 1972 yılında eserlerin yeni müze binasına taşınmasının ardından kilise restore edilmiş. 1983 yılında ise Etnografya Müzesi'ne dönüştürülmüştür. Müze bahçesinde eski mezar taşları, sütunlar yer alırken, müze içinde ana koridor antika kilimler ve halılar için ayrılmış. Yan koridorlarda ise gümüş-teneke işçiliklerinin ürünleri bulunuyor.

Ceyhan yolu üzerinde Misis ören yeri ve mozaik müzesi de mutlaka gezilmesi gereken yerlerden biri. Tarihi ipek yolu üzerindeki yer her zaman önemli bir kavşak olmuş. Adana’dan 26 kilometre uzak olan Misis Moaik Müzesi’nde çeşitli hayvan tasvirlerin yer aldığı mozaiklerin yanı sıra bölgeden getirilmiş diğer mozaiklerde dikkat çekiyor. Müzede bulunan 4. yüzyıla ait bir zemin mozaiği Bazilika’ya ait. 1956 yılında Misis Höyüğü’nde yapılan kazı çalışmalarıyla ortaya çıkarılan yer mozaik Nuh Peygamrin tufan gemisini ve içindeki hayvanları tasvir ediyor.


Soğan tarlasında bir çocuk:
ADI AZAT

Adana'daki tarihi yapılar bütün ovaya yayılmış durumda. Her bölgede ayrı bir döneme ait eserler görebilirsiniz. Ceyhan'ın tarihi eserlerle dolu olduğunu bilerek bir yandan ürünleri topluyor, bir yandan da Urfa türküleri söylüyorlar. Mevsimlik işçi olara çalışmaya çıkıyorlar yola ve il il geziyorlar. Ceyhan'da soğanları topladıktan sonra sırada Reyhanlı ve Ankara polatlı var.Bir çocuk gülüyor, eli iki yanında soğan çuvallarında.

Adı Azat... Rastlantı mıdır diye düşünüyor insan, bir çocuğun kaderi adıyla birlikte mi doğar. Yaşar Kemal romanlarından çıkmış gibi. Karşımızda duran bu insanlara "kolay gelsin" deyip yolumuza devam ediyoruz.


Şahmaran'ın Evi:
YILAN KALE

Yılanlıkale, Adana’daki tarihi yapılar bütün ovaya yayılmış durumda. Her bölgede ayrı bir dönem ve eser görebilirsiniz. Ceyhan’ın tarihi eserlerle dolu olduğunu bilerek çıkıyoruz yola. Yolun iki yanında fabrikaya dönüştürülmemiş alanların hala pamuk, soğan ve patates ve ayçiceği tarlası olarak ekildiğini görüyoruz. Mayıs-haziran aylarında daha pamuk olmamıştır, ayçicekleri yüzlerini hep güneşe döner ve bu zamanda toplanır tarladan soğanla patetes. Soğan toplamak için memleketleri Urfa’dan Ceyhan’a gelen bir aileyi görüyoruz. 20 aile, 100 kadar yetişkin ile bir o kadar çocuk soğan tarlasında bir yandan ürünleri topluyor, bir yandan da Urfa türküleri söylüyorlar. Mevsimlik işçi olarak çalışmaya çıkıyor ve il il geziyorlar. Ceyhan’da soğanları topladıktan sonra sırada Reyhanlı ve Ankara Polatlı var. Bir çocuk gülüyor eli iki yanında soğan çuvallarında. Adı Azat... Raslantı mıdır diye düşünüyor insan, bir çocuğun kaderi adıyla birlikte mi doğar. Yaşar Kemal romanlarından çıkmış gibi karşımızda duran bu insanlara ‘kolay gelsin’ deyip yolumuza devam ediyoruz.

Adana merkezden Ceyhan’a giderken 35. kilometrede, yolun sağ tarafında kartal yuvası gibi bir kale görürsünüz. Evliya Çelebi, Şahmaran efsenesinden yola çıkarak bu kaleye Şahmaran demiştir. İki aracın zorlukla gidebileceği bir yoldan kıvrıla kıvrıla Yılanlıkale’nin bulunduğu tepeye çıkılıyor. Ancak bir noktadan sonra aracınızdan inerek kayalara tırmanmanız gerekiyor. Ceyhan ovasındaki diğer tepelerde bulunan Anavarza, Tumlu ve Kozan kaleleri rahatlıkla görebilen Yılankale’nin 8 burcu bulunuyor. Haçlı Seferleri için Haçlı ordularının 11-12. yüzyılda yaptığı kale 1325’te terk edilmiş. Yılanların kralı anlamına gelen Şahmaran efsanesinin kaynağı olan kale surlarının sağlamlığı ile gezilmeye değer bir nokta.



17. YÜZYILDAN BİR KERVANSARAY:
KURTKULAĞI

Ceyhan’a ünlü demirköprüden geçerek giriyoruz. Geleneksel bir Anadolu kasabası görünümündeki kentte sakin ve huzurlu bir hava hakim. 1693’de Hüseyin Avni Paşa tarafından yaptırılan Kurtkulağı Kervansarayı’na gitmek için Ceyhan’dan 12 km daha güneydoğuya, Yumartalık yoluna ilerlemeniz ve daha sonra Kurtkulağı beldesine yönelmeniz gerekiyor. Dış cephesi büyük ölçüde korunmuş olan kervansarayın içinde o döneme ilişkin hiçbirşey bulunmuyor. Büyük kesme taşlarla örülmüş olan kervansaray kalın ayaklar ve kemerlerle tamamlanmış. 23.60 metreye 45.75 metre alanındaki Kurtkulağı Kervansarayı geniş ve güzel bir bahçe içinde bulunuyor.

KILISELER, TOROSLAR VE ALABALIKLAR...

Akören’e gitmek için 1 saatinizi harcamalısınız. Ceyhan yolundan Aladağ İlçesi’ne yöneldiğinizde sizi sürekli birbirine bağlanan köy yolları izleyecektir. Bir köyden diğerine, Seyhan nehrini takip ederek Akören’e ulaşırsınız. Akören’e gelmeden bir önceki köyde, Eğner Köyü’nde biraz dinlenip alabalık yiyebilirsiniz. Toroslardan gelen kaynak suyuyla yapay şelaleler oluşturulmuş, güzel bir piknik ve dinlenme alanı yaratılmış. Havuzlardan canlı canlı getirilen alabalıkları taze taze odun kömüründe kızartma zevkini tadabilir, meyve ağaçlarından uzanarak yiyebilirsiniz. Eğner Köyü’nde dinlendikten sonra Akören ören bölgesine çıkabilirsiniz.
Köyün merkezinden sağa döndüğünüzde yol sizi kilise kalıntılarının bulduğu tepenin eteklerine götürecektir. Tepenin üstünde iki büyük kilisenin olduğu görülür. Ancak, yakın görülen tepeye çıkmak hiç de kolay değil, öncelikle spor ayakkabı giymenizi öneririz. Kayalar çıkışınızı zorlaştırmak için sanki devrilmiş gibi. Ayrıca yabani bitkilerin bacaklarınıza zarar vermesini istemiyorsanız, kısa pantolan ve şort giymeyin. 15 dakikalık bir tırmanış sonunda ilk kiliseye geldiğimizde kabartmaları ve duvarları hala duran kilisenin bölgeye hakimiyeti etkiliyor bizi. Bize yardımcı olan Akören Köyü’nden 14 yaşındaki Uğur, kilise taşlarının köyde ev yapımında kullanıldığını söylüyor. Kiliselerin birbirine yakın oluşu buranın bir dönem önemli bir dini merkez olduğunu gösteriyor. İki kilisenin yanı sıra tepenin diğer yanında bir de gömüt bulunuyor.

Akören’den ayrılıp Yumurtalık’a giderken Ceyhan-İmamoğlu yolu üzerinde karşınıza Tumlu Kalesi çıkar. Ceyhan’a 17 km uzaklıktaki kalenin burçlarında Türk bayrağı dalgalanıyor hala. 12. yüzyılda yapılmış olan kale tüm bölgeye hakim bir konumda bulunuyor. Diğer kalelerde olduğu gibi burada da sizi zorlu bir tırmanış bekliyor. Adana’nın Karataş’la birlikte diğer sahil bölgesi Yumurtalık’tır. Geniş ve temiz sahil bölgesi ile Yumurtalık, önemli bir deniz turizm merkezi. Antik Klikya'nın en önemli liman kentinde Ayas Kalesi, Atlas Kalesi, Süleymaniye Kulesi, Marko Polo iskelesi ve deniz mağaraları, görülecek yerlerin başında geliyor. Yumurtalık sahilinin kuzeybatında bulunan küçük ada ve halkın Kız Kulesi dediği yapı, sahilde güzel bir manzara oluşturuyor. Yumurtalık’ta Akdeniz karşıdaki İskenderun’dan yükselen dağlarla eşsiz bir maviye dönüşüyor.



KUŞ CENNETI AKYATAN GÖLÜ

Karataş bir sahil ve göller bölgesi aslında. Adana’nın sahil ilçesi Karataş aynı zamanda Antik Kilikya döneminden kalma Atehama tapınakları ile ünlüdür. Akdeniz’in hemen kıyısında güneş ve denizin tadı çıkarılabileceği gibi Magarsus Kalesi, Anfi Tiyatro ve Athane Tapınakları gezilebilir. Adana’da bir de kuş cenneti var; Akyatan Gölü. Burada birçok kuş türünün yanı sıra, Akyatan gölü Lagün noktasında Caretta Caretta ve Green Turtle kaplumbağa türleri de yaşıyor. 1987 yılında Yaban Hayatı Koruma ve Üretme Sahası olarak koruma altına alınan Akyatan, Adana’nın uluslararası standartlara sahip sulak alanını oluşturuyor. Özellikle Tuzla ve Karataş dalgaynında çipuru ve levrek üretilmektedir. Adana’ya gelince görüyor ki, Adana sadece Çukurova değildir, coğrafi ve tarihsel özellikleriyle mini bir Türkiye görünümünde. Toroslar’da kayabilir, sahilde yüzebilirsiniz.



ADANA’DA KEBAP YENIR!

Adana’ya gelip sakın çorba ve sulu yemekler aramaya çalışmayın. Adana’nın geleneksel yemeği olarak Adana kebabı sizi her yerde bulur. Adanalılar sokaklarda seyyar ocaklarda bile kebap yiyor. Kebap yemek için nereye gideceğim diye düşünmenize gerek yok. Her yer kebapçı. Biz de Ziyapaşa Bulvarı’nda bulunan Yüzevler Kebap Salonu’na gidiyoruz. Kebap çeşitlerinin yanı sıra diğer yemek türleriyle ünlenen Yüzevler, İstanbul Göztepe ve Etiler’de de bir şube açmış. Şalgamından, kebabın ekmeğine, yeşil salatasına, soğan kızartmalarına kadar ayrı bir lezzet kaynağı.

Bir başka kebabını denediğimiz yer ise, Kebapçı Şeyhmus. Buranın özellikle ayrını çok güzel. Kaşıkla içilen köpüklü ayran kebabın yanındaki salatalara da tat katıyor.

Adana sofrasının baharatlı et ve sebzeli yemeklerinin yanı sıra, içli köfte, çiğ köfte, kısır, börek çorbası, bartefit, nar ekşisi, humus, kıkırdak mantısı ve daha birçok yemek tadılabilir.

Adana’da sadece tarihi yerler ve deniz yok. Aynı zamanda Toroslar’a doğru ören ve gezi-dinlenme alanlarıyla doğa turizmine de yelken açabilirsiniz. Hangi yaylaya çıksanız içinize Toroslar’ın berrak kokusu dolduracaktır.

Nasıl Gidilir?
Has Turizm: 444 06 31
www.hasturizm.com.tr
Bilgi: Tourism Information
(0322) 363 14 48

Nerede Kalınır?
HiltonSa Oteli*****
(0322) 355 50 00
Mavi Sürmeli Oteli ****
(0322) 363 34 37
Selibra Oteli **
(0322) 363 36 51

Nerede Yenir?
Yüzevler Lokantası
(0322) 454 75 13
Kebapçı Şeyhmus
(0322) 363 58 65

iiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiCopyright © Has Seyahat Dergisi / HAS Turizm 2007 - Bütün Hakları Saklıdır.