|
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
|
|
Bölgede ilk kömür II. Mahmut döneminde 1829 yılında bulunmuş. İngilizlere bağımlı olmak istemeyen padişah, memleketin her yerinde kömür aranmasını emretmiş. Uzun Mehmet askerden terhis olunca elindeki kömür numunesini dağda taşta aramaya başlamış. Ereğli ilçesinin Kösedağı mevkiinde bulduğu parçaları eve getirip yakınca bu siyah taşların kömür olduğunu anlamış. Padişah Uzun Mehmet’i elli kese altın ve ömür boyu maaşla ödüllendirmiş. Ne yazık ki, Uzun Mehmet bu ödüllerden faydalanamadan zehirlenerek öldürülmüş. 1848 yılında kentte Belçikalı ve Fransız şirketlerin işlettiği ilk kömür ocakları açılmış. Zonguldak’taki maden ocaklarının iki kuyusu Uzun Mehmet-I ve Uzun Mehmet-II adlarıyla anılıyor günümüzde. Şehrin en güzel yerindeki anıt, Uzun Mehmet’in kahramanlığını yeni nesillere aktarmak için yükseliyor. Anıtın içinde bulunduğu park ve önündeki caddeye de Uzun Mehmet’in adı verilmiş. Zonguldak’ın pek çok yerinde, şehrin can damarı olan sektörü temsil eden madenci anıtları yer alıyor. Zonguldak merkezde ilk durağımız kentsel sit alanı olarak ilan edilen Fener Mahallesi. Bu mahalle yörede yaklaşık yüz yıl önce yaşayan Fransızlar tarafından kurulmuş. Dar sokakları, az katlı bahçeli evleri, yalçın falezleri ve yeşilin hakim olduğu dokusuyla tam bir eski zaman mahallesi olan Fener, adını burundaki deniz fenerinden alıyor. O dönemlerde Fransızlar için kurulan sosyal tesisler ve halkın tenis sporuna gösterdiği ilgi, 1947 yılında Zonguldak Tenis Deniz İhtisas Kulübü’nün kurulmasını sağlamış. Burada yaşayan herkesin tenisle ilgili bir anısı var çocukluğundan kalma.
|
|
|
 |
|
|
 |
|
|
Çarşı içindeki Köprülü Camii 17. yüzyılda Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaptırılmış. Yapının ağaç minberindeki geometrik motifler ve içindeki kalem işi bezemeler dikkat çekiyor. Zonguldak’tan bahsederken Karadeniz Ereğlisi’ne ayrı bir yer ayırmak gerekiyor. Mavisi ve yeşiliyle tipik bir Akdeniz yerleşimine benzeyen Ereğli, M.Ö. 6. yüzyılda kurulan Herakleia Pontike antik kentine ev sahipliği yapmış. Karadeniz kıyılarındaki önemli doğal limanlardan biri olan bölge, Yunan mitolojisinin efsanevi kahramanı Herakles’ten almış adını. Kale, Çettepe Fener Kulesi, Bizans sarnıcı, Krispos Anıt Mezarı, Halil Paşa Konağı ve Ereğli Müzesi ilçenin mutlaka görülmesi gereken noktaları arasında. Herakles’in şehri şimdi Osmanlı çileğiyle anılıyor. İlçenin simgesi olan bu çilek türü yalnızca Karadeniz Ereğli’sinde yetişiyor. Osmanlı çileğinin Ereğli’deki macerası 1900’lerin başına tarihleniyor. Halil Paşa’nın arabacısı Mustafa, paşaya armağan edilen çileği Ereğli’nin killi toprağına ekmiş. Çok iyi sonuç alınınca geniş çaplı üretime başlanmış. Ereğli’de her yıl birçok sanatçının katılımıyla ‘Osmanlı Çileği Kültür Festivali’ düzenleniyor.
Zonguldak’ın 80 kilometrelik kıyı şeridi boyunca birçok doğal plaj ve kumsal sıralanıyor. Filyos, Türkali, Göbü, Kapuz, Değirmenağzı, Ilıksu, Erdemir, Ereğli Belediye, Alaplı Belediye, Askeri Plaj ve Kocaman’ın mavi bayraklı plajları, bölgede yaşayanlara ve gezginlere hizmet veriyor. Su açısından şanslı bir il Zonguldak. Ulutan, Kızılcapınar ve Gülüç baraj gölleri şehrin su ihtiyacını karşılarken, Dereköy ve Çobanoğlu göletlerinin çevresi yöre halkı tarafından günübirlik dinlenme alanı olarak kullanılıyor. Sudan söz etmişken merkez Kokaksu mevkiindeki Harmankaya, Kozlu beldesindeki Değirmenağzı ve Karadeniz Ereğlisi’ndeki Güneşli (Kayalıdere) şelalelerini de anmadan geçmeyelim. Şelalelerin bulunduğu bölgeler yürüyüş sporu tutkunları ve foto safari yapanlar için ideal.
Kentin önemli bir bölümünü kaplayan yemyeşil orman dokusu, doğal hayatın ve bitki çeşitliliğinin de artmasını sağlamış. Bölgede yeni gelişmeye başlayan yayla turizmi için, en güçlü aday Bölüklü Yayla. Alaplı ilçesi Gümeli beldesi yakınlarındaki yayla, Karadeniz’in tipik yayla evleri ve halen yaşayan yaylacılık geleneğiyle ilgiyi hak ediyor. 1637 metreyle Zonguldak’ın en yüksek tepesi olan Bacaklı Yayla’nın eteklerindeki Bölüklü, yaz kış ayrı güzellikler sergiliyor. Valilik burada yayla turizminin geliştirilmesi için çalışmalar başlatmış. Kentin yeşil imajı sadece yaylalarla sınırlı değil elbette. Ulutan Baraj Gölü çevresi, Göldağı, Yayla Mevkii, Bostandüzü, Milli Egemenlik (Devrek) ve Kocaman (Alaplı) birbirinden güzel orman içi dinlenme alanlarıyla kentin akciğerleri işlevini görüyorlar.
|
|
|

|
|
|

|
|
|
 |
|
|
Mağara tutkunları için Zonguldak önemli bir potansiyele sahip. Kent merkezine 3 km. uzaklıktaki Gökgöl Mağarası’nın uzunluğu üç bin metreyi geçiyor. Sadece 875 metrelik kısmı turizme açılan mağarada ilginç sarkıt-dikit ve traverten oluşumlar yer alıyor. Mitolojide yeraltı tanrısı Lades’in ülkesine açılan yollardan biri sayılan Karadeniz Ereğlisi’ndeki Cehennemağzı Mağaraları, ilk Hıristiyanların gizli ibadet yaptıkları bir yer olarak inanç turizmi açısından dikkat çeken bir mekan. Zonguldak ayrıca uzunlukları bin metrenin üzerinde olan yedi mağaraya daha ev sahipliği yapıyor. Kızılelma, Cumayanı, Erçek, Sofular, Ilıksu, İnağzı ve Çayırköy mağaraları halen bilimsel araştırma ve sportif amaçlı geziler için kullanılmakta.
Karadeniz’in dünyaca ünlü lezzetleri Zonguldak’ın yöresel mutfağına da yansımış. Manda ile inek sütünün karışımından elde edilen Çaycuma yoğurdu ve kapalı Ereğli pidesi Zonguldak denilince ilk akla gelenler arasında. Devrek simidi, cevizli ekmek ve beyaz baklavanın da mutlaka tadına bakmanızı öneririz. Kentten bir hatıra almadan ayrılmak istemeyenler için en güzel alternatif kuşkusuz Devrek bastonu. Mısır’da İngilizlere esir düşen Devrek’li usta Ali Ziya Efendi, bu sırada baston yapımının püf noktalarını öğrenir ve Devrek’e döndüğünde yetiştirdiği ustalara deneyimlerini aktarır. Günümüzde pek çok çeşidi yapılan Devrek bastonunun klasik olanında gövde kızılcık, sap ise ceviz ağacındandır. Bastonun üst kısmında başları sap kısmına doğru dolanan iki yılan motifi yer alır.
Orhan Veli şiirinde;
‘Siyah akar Zonguldak’ın deresi
Yüz karası değil, kömür karası
Böyle kazanılır ekmek parası’
diye anlatıyor durmaksızın çalışıp üreterek ülkenin sanayi başkenti konumuna erişen şehri. Uçsuz bucaksız bir yeşilliğin kucakladığı doğal ve tarihi zenginlikleriyle Zonguldak, turizm açısından da Karadeniz’in yıldızı olmaya şimdiden aday görünüyor. |
|
|
|
Yazı: Ersin Demirel
Fotoğraflar: Ersin Demirel & İl Kültür Müdürlüğü |
|
|
|
|
|
|